İLERİ AKUPUNKTUR UYGULAMALARI EĞİTİM PROGRAMI
              (AKUPUNKTUR ÜST DÜZEY WORKSHOP)
DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM;
AKUPUNKTUR SERTİFİKASI OLAN HEKİM ARKADAŞLARIMIZ İÇİN
6 KASIM 2017 PAZARTESİ GÜNÜ BAŞLAYACAK OLAN ADVANCED
(ÜST DÜZEY AKUPUNKTUR WORKSHOP)
EĞİTİMLER DR. MURAT TOPOĞLU’NUN KLİNİĞİNDE BİZZAT KENDİ HASTALARI İLE YAPILACAKTIR.
SÜRE OLARAK 1 HAFTA SÜRECEKTİR. 4 GÜN PRATİK 1 GÜN TEORİK. PAZARTESİ BAŞLANACAK VE CUMA GÜNÜ BİTECEKTİR.
AKUPUNKTUR WORKSHOP PRATİK UYGULAMALARINDA AKUPUNTURUN YANISIRA;
• BOTOX,
• MEZOTERAPİ,
• LİPOLİZ,
• LAZERLİ RADYOFREKANS,
• LAZER AKUPUNKTUR,
• AKUPUNKTUR OBEZİTE UYGULAMALARI
• DR. MURAT TOPOĞLU ÖZEL DİYET PROGRAMLARI,
• LAZERLİ RADYOFREKANS,
• PRP,
• KAN OZON TEDAVİLERİ,
• DOLGU TEDAVİLERİ
• SAÇ VE SELÜLİT TEDAVİLERİ,
• AĞRILAR VE ROMATİZMAL HASTALIKLARDA AKUPUNKTUR VE DİĞER UYGULAMALAR,
• IVF DE AKUPUNKTUR UYGULAMASI
TEORİK VE PRATİK OLARAK GÖSTERİLECEKTİR.
WORKSHOP EN FAZLA 5 KİŞİ İLE SINIRLANDIRILACAK HER HAFTA YENİ BİR WORKSOP DÜZENLENECEKTİR.
KATILIMCILARA KURS SONUNDA WORKSHOP SERTİFİKASI VERİLECEKTİR.
 
EĞİTİMCİLER AKUPUNKTUR DERNEĞİ İŞBİRLİĞİ İLE:
Dr. MURAT TOPOĞLU (AKUPUNKTUR DERNEĞİ BAŞKANI)
PROF.DR. BAHA ÇELİK (AKUPUNKTUR DERNEĞİ EŞ BAŞKANI)
EĞİTİM TARİHLERİ:
1. KURS
6-11 KASIM ARASI
2. KURS
13-18 KASIM ARASI
3. KURS
20-24 KASIM ARASI
KATILMAK İSTEYENLER KENDİSİNE BU TARİHLER ARASI HANGİSİ UYGUNSA ÖN KAYIT YAPTIRMAK ZORUNDALAR.(EĞİTİM PROGRAMI 5 KİŞİ İLE SINIRLANDIRILACAKTIR.)
WORKSHOP ÜCRETİ:
3.000 TL
ÖN KAYIT YAPTIRMAK İSTEYENLER:
500 TL yi
GARANTİ BANKASI HALASKARGAZİ ŞUBESİ HESAP NO:  701-6626654
TR 500.006.200.070.100.006.626.654
ASLIHAN TOPOĞLU HESABINA 500 TL YATIRMASI GEREKMEKTEDİR.(EĞİTİMLER 5 KİŞİ İLE SINIRLI OLDUĞU İÇİN İLK KAYIT OLANLAR ÖNCELİKLİ OLACAKTIR.)
ADRES:
ABİDEİ HÜRRİYET CD.197/1 ŞİŞLİ İSTANBUL
PAZARTESİ- SALI –PERŞEMBE- CUMA GÜNLERİ
TEORİK DERSLER
ÇARŞAMBA GÜNÜ (ÖĞLE YEMEĞİ VE KAHVELER BİZE AİTTİR.)
İLETİŞİM:
TEL 0212-2247433 (FATMA DİNÇ SEKRETERYA)
MOBİL: 0532-2135521
 
Dr. Murat TOPOĞLU
 


VİDEOLARIMI YENİLEDİM.MUTLAKA İZLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM
VİDEOLARIM İÇİN TIKLAYIN


 

Instagram 

 
Aynalara bakmak istemiyorsunuz. Tartıya çıkmak istemiyorsunuz…

32 yıllık hekimlik ve akupunktur tecrübelerime dayanarak sizlere gerçekten güvenip kullanabileceğiniz PROTELAN’ı sunmaktan onur ve gurur duyuyorum. Murat TOPOĞLU apple uygulamasını ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

 
Protelan Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin
 
 
 
 
 
 
 
 
Kullanıcı Adı: Şifre: Kod: ( 1962 )
AKUPUNKTUR’UN BİLİMSEL TEMELLERİ  
Sinir-Refleks Teorisi:
Vücut organlarında anormal bir durum oluştuğunda o organ ile ilgili uyarılar; deri, derialtı dokular ve kaslarda bulunan otonom sinir sistemi(İradi kontrolümüz altında çalışmayan) tarafından sürekli omurilik ve beyine taşınır. Bu da o cilt bölgesinde bir hiperestezi (aşırı duyarlılık) yapar.(Apandisitteki ciltte oluşan hassas Mc.Burney noktası gibi) Buna Viscera-kutan refleks denir.Aynı şekilde olayı ters olarak düşündüğümüzde deri,deri altı dokusu ve kaslara uyarı verilirse(Akupunktur iğneleri tarafından) iletiler otonom sinir sistemi tarafından omurilik ve beyne taşınır.Bunun sonucu;beyinde ve o uyarılan bölgelerde bir takım iç salgı mekanizmaları devreye girerek vücut kendi kendini tedavi eder.
 
Başlıca etki mekanizmaları;
  1. Analjezik etki
  2. Homeostatik etki (otonom sinir sistemi)
  3. İmmün sistemi artırıcı etki
  4. Sedatif etki
  5. Psikolojik etki
 ANALJEZİK ETKİ
 
Ağrı subjektif bir bulgudur. Hoş olmayan bir duygu tecrübesi olup doku hasarı veya olma eğilimi vardır. Akupunktur’un ağrıyı azaltmasında 3 teori ortaya atılmıştır.
 
a) Gate Kontrol Teorisi 
b) Nosiseptif Afferent Teori 
c) Endorfin Teorisi
 
a) Gate Kontrol Teori: Burada sinir uçlarını geçiren kapılar vardır.1965 yılında Melzack ve Wall bu teoriyi ortaya attılar. Buna göre ağrı; periferdeki sinir aktivasyonun (impuls) talamo-kortikal sisteme ulaştığı zaman ortaya çıkar. Ağrının hissedilmesi için impulsun (uyarının) belli bir ölçüye çıkması gerekir. Kapılar sipinal kordun substansia Gelatinoza bölgesindedir. Buna göre C grubu ince miyelinli sinirler ağrıyı taşırlar buradan spinal cordun arka köklifleri buradan da nöronlarla sinaptik kontakt kurarak arka gri cevhere gelir. Buradan da karşı ön lateral spiral korda gelir. Buradan da lateral spino talamik yolla uyarılar talamusa buradan da kortekse ulaşır.
 
Akupunktur iğnesi ise kalın miyelinsiz olan A delta liflerini uyarır bu da substansiya gelatinozadaki kapıyı kapatarak ağrı impulsunun yukarı gitmesine engel olur. Akupunktur iğnesi dokunma ve basınç reseptörlerini uyarır.
 
b) Nosiseptif Afferent sistem teorisi: Ağrı çıplak sinir uçları ile algılanır. Ağrı duyumu sadece patolojik durumda duyulur. Uyarılarda nosiseptif reseptörler aşırı derecede mekanik, sıcak, soğuk ve kimyasal etkilerle dokuların tahribi ile uyarılırlar. Nosiseptif reseptörler plexsuslar aracılığı ile uyarıları santral sinir sistemine taşır. Miyelinsiz sinir liflerinden oluşan bu plexsuslar dokulara girer ve kan damarlarını çevreler normalde inaktiftir. Dokuların mekanik bükülmesi ile laktik asit, K artışı, pH 6’nın altına düşmesi sonucu histamin, Polileptit kininler, serotonin, prostoglandirler salgılanır. Bu da reseptörleri uyararak afferentlerle santral sistemine ulaşır.
 
Dokularda ayrıca mekano reseptörler vardır. Reseptörler kalın ve ince lifler olarak ayrılır. Kalın olanı mekân reseptörler ince olanı nosiseptif afferent liflerdir.
 
Akupunktur; mekano-reseptörleri (kalın) uyarırlar bu da inhibitör impulsu taşıyarak nosiseptif afferent lifler üzerine inhibe eder ve diğer ağrı impulsunun yukarı taşınmasını engeller. Fizik tedavide doku vibrasyon, elektiriksel stimulasyon, ağrıyan yere masaj yapılması da aynı mekanizmayla açıklanabilir.
 
c) Endorfin teorisi: Anterolateral Spinal traktüslerin % 30‘u talamus posterior çekirdeklerinden geçer. Ağrıyı duyan talamus değildir. Yollar buradan beyin üst bölgelerine (talamus kortikal)geçer. Buradan 3 bölgeye uzanır. Parietal temporal ve frontal.
 
Parietal: Ağrının nerede olduğunu ve kalitetif yapıyı algılar.(yakıcı, künt, vs.)
 
Temporal: Geçirmiş olduğu hafıza yer alır ağrının ne kadar süreyle sürdüğü ve başladığını algılar.
frontal acı hissini duyar.
 
Bu 3 bölgenin uyarılmasında retüküler nöronların aktivasyonu önem taşır. Eğer retüküler nöronlar az aktive olmuş ise ağrı yukarıya taşınır. Yani retüküler neronlar da mekano reseptörler g.b. görev alırlar. Bu retikülo-spinal yolla spinal kordaki apikal spinal nöronlarada etki ederek inhibisyona dolayısıyla da ağrının yukarı çıkmasını engeller.
 
Bu inhibisyonun bir şeklide orta beyinden salgılanan ve BOS’a da geçen (periaqua ductal gri madde) endorfinler retiküler sistemi etkileyip periferik nosiseptif aktiviteyi engeller. 
 
İşte akupunktur endorfin ve diğer opiatları salgılattığı için retiküler axonların inhibitör etkisi başlatır.
 
Endojen Opiatlar:
 
Bunlar biokimyasal peptidlerdir Pituatary gland, hipotalamus ve spinal cord’dan salgılanır.
 
3 gruba ayrılır.
 
1-Pro-opiomelanokortin.
  • B Endorfin (hipofiz ön lobunda bulunur)
2-Pro - enkefalin A sistemi
 
  • Metenkefalin
  • Lö – Enkefalin (beyin ve spinal kord) sürrenal, G.İ. S,çeperi ve sempatik ganglionlar.
 
3-Pro-enkefalin B sistemi
 
Dinorfin, B neoendorfin.
 
Akupunktur uyarımı sonrası metenkefalin ve de B endorfin seviyesi artar bu da ağrının azalması ve kişinin rahatlaması sakinleşme açısından önem taşır.
Akupunktur (PAG periaquaductal gri cevher) etkileyerek 5 HT (Serotonin)salgılanmasına neden olur.
 
Serotinin blokeri Siproheptadin verilidiğinde Akupunktur analjezisinin de azaldığı ve serotinin salgılamadığı tespit edilmiştir.
 
HOMEOSTATİK ETKİ:
 
Otonom sinir sistemi iç organların çalışmalarına sürekli ve otomatik olarak kontrol eder. Sistem, dolaşım, boşaltım, solunum, sindirim ve üreme fonksiyonlarını ayarlar ve düzenler. Otonom sinir sistemi iç organ sistemlerini vücut sıvıları içindeki su, elektrolit, asit- baz dengesini de kontrol altında tutmaktadır.
 
Bir iç organın çalışmasındaki bir değişiklik diğer bütün organları da etkileyebilir. Otonom sistemleri bunları düzenlerken birçok ilişkide bulunduğu alanda vardır. Bunlar spinal kord, retüküler formasyon, diğer beyin nükleusları, limbik sistem, serebral hemisfer, hipotalamus ile bilgi alış verişinde bulunur. Şahıs bu sistemin şuurunda değildir haberdar da değildir. Periferal dokularla beyin ve spinal kodlar arasında ki otonom ilişkiler ganglion aralığı ile kurulur. Ganglionlar ya organ içinde bulunur veya spinal kordun yanında (sempatik ganglionlar) şeklinde bulunur.
 
Otonom sinirler efferent sinirlerdir. Mutlaka bir gaglionla sonlanır. Spinal sempatik sinirler T1-L2 arasından çıkar bunları hücre gövdesi lateral gri boynuzdandır. Bunlardan ventral kök ile her bir segmentten çıkarlar.
 
Buradan sempatik ganglionlara gelip buradan iskelet kaslarına giderler, sempatik gangliondan çıkan bir diğer kol ise ikinci bir kolleteral ile ganglionla ilişkiye girer buradan da iç organların düz kaslarına giderler. Dolayısıyla torekal ve lumbal bölgeye yapılan akupunktur bu alandaki iç organlarıda etkilemektedir.
 
Aynı şekilde damarlar üzerinde vaso konstrüksiyon-vasodilatasyon yaparak hipertansiyon tedavilerinde, gene mide aynı şekilde uyarılarak motilde ve HCL asidin azaltılması sonucu gastrite ve duadenal ülser tedavilerinde geçerlidir.
 
WHO 1970 yılından bu tarafa Akupunkturla ilgili tüm çalışmalara destek vermeye başlamıştır. WHO’nun akupunktur noktalarını uluslararası düzeyde aynı dille ve terimlerle kullanılması için birçok deklerasyon yapmıştır. Buna göre 361 klasik akupunktur noktası 48 ekstra nokta ayrıca kulak akupunkturunu tarif edilmiştir.
 
Akupunktur noktaları dikkatle incelendiğinde neredeyse 286 Adetinin majör kan damarları bölgesinde bulunduğunu ( bu damarların etrafında da küçük sinir ağları vardır. Ayrıca hemen birçok akupunktur noktasının küçük sinir ağları tarafından çevrelediğini görüyoruz. 
 
Bunlar:
 
  1. Cuteneus: (Sensoryel ve sempatik)
  2. Vasküler: (Sempatik ve sensoyel)
  3. Muskuler:( Sensoryel ve moter) 
İMMÜN SİSTEMİN ETKİSİNİ ARTIRICI ETKİ
 
Akupunktur bilimsel olarak vücut direncini artırdığı tespit edilmiştir. Örnek verirsek Mide 36 no’lu(Diz kapağının altında ve ön yüzde bulunur) nokta uyarıldığında kandaki akyuvarlar(lökosit ve lenfosit) ın arttığı aynı zamanda lökositlerin fagositoz dediğimiz bakteri ve virüsleri yok etme olayını artırdığı tespit edilmiştir. Özellikle T lenfositlerin salgıladığı interferon seviyesinde belirgin bir artış bulunmuştur.
 
Lökosit sayısı akupunktur uygulandıktan 3 saat sonra artar ve 24 saat kanda kalır.
 
Karaciğer retikülo-endotelial sistem hücrelerinde fagositik aktivite 6. günde % 50 12. günde % 70 artar. Önce immün globulin M artar. Özellikle işaret parmağı ve başparmağı arasındaki perdenin sırt üst kısmında bulunan Lİ 4 (Kalın Barsak 4 ) noktası ST 36 ( Mide 36 ) akupunkturla uyarıldığında T hepler (yardımcı ) hücrelerin sayısında belirgin bir artış gözlenir.
 
Dolayısıyla akupunktur, hem hücresel (fagositoz ), hem de humoral (antikorlar ) immün sistemi uyarır ve fonksiyonlarını arttırır.  
Canlı bir doku mekanik, termal, elektriksel herhangi bir uyaranla uyarıldığında değişik mekanizmalara cevap verir.
 
Akupunktur iğnesini batırdığınızda metalin cinsine göre dokuda bir dizi reaksiyonlar oluşur, iğnenin battığı bölgedeki hücre mitokondriumunda glikoliz ve buna bağlı hücre içinde üretilen laktat ve prüvat aerobik şartlarda yanarak ATP üretilir. Bu üretilen ATP’ de batırılan noktada enerji ve elektriksel değişime yol açar.
 
İğnenin batırılması ile intertisyel sıvıyla iğne arasında direkt bir ilişki baslar. Metalin cinsine göre iyonlar sıvıya geçebilir ve iğnenin dışı ( - ) diğer deyişle Katod haline geçer. Bu reaksiyon gümüş iğne ile olur ve inhibitör etkiye sahiptir.
 
Altın iğne batırıldığında ise intertisyel sıvıdan iğneye doğru iyon geçişi başlar ve metalin dış yüzeyi ( + ) kutup Anot haline gelir. Bu reaksiyon sonucu sinir terminallerinde K+ birikir ve exitatör uyarım baslar. Gümüş iğnede ise sinir terminallerinde Ca (+) birikir, bu da inhibitör bir etki ortaya koyar.
 
İğne ile intertisyel sıvı arasında farklı iyon konsantrasyonundan dolayı Galvanik bir akım oluşur ve buda nosiseptörlerde uyarıma sebep olur. İğne doku içindeyken oluşan galvanik akım sonucu iğnenin etrafında Cl ve H 2 gazları toplanır. Buna bağlı olarak metalle doku arasındaki elektrik potansiyel farkı gittikçe azalır. Buna mani olmak için iğnenin 3–4 dakikada bir çevrilmesi veya hafifçe batırılıp çekilmesi gerekir. Eğer inhibitör bir etki yaratmak istiyorsak bu işi yapmaya gerek yoktur.
 
 SEDATİF ETKİ 
 
Akupunktur tedavisi süresinde beyin aktivitesi değişir EEG de delta ve teta dalgaları azalırken beta dalgaları artar. Bu da kişilerin uyumasını ve stresten arınmalarını sağlar.
 
Sonuçta akupunkturun sedatif etkisi dolayısıyla epilepsi, ilaç bağımlılığı, fobi, anksiyete(özellikle sigara bağımlılığı tedavisinde )etkilidir.
 
PSİKOLOJİK ETKİ
 
Beyinde dopamin ve beta endorfin salgısını artırarak sakinleştirici ve rahatlatıcı etkileri olur. Ayrıca akupunkturun antidepresan etkisi de vardır. Bunu vücuttaki serotonin (5 HTA) salgısını artırmakla gerçekleştirir
 
AKUPUNKTUR NOKTASI
 
Akupunktur noktası adını verdiğimiz alanlar cilt altı veya kas içinde bulunan alanlardır. Son zamanlarda yapılan tüm çalışmalarda bu bölgelerin diğer cilt alanlarından daha farklı bir elektrik potansiyelinin olduğunu göstermiştir.
 
Hücrenin uyarılmasına bağlı Na=Sodyum ve K=Potasyum dengesi değişir Bu da hücre memran potansiyelini değiştirir.( 60 mV ) Bir başka araştırmacı ise akupunktur noktalarının bulunduğu alanlarda daha fazla dermal (cilt) papillaları bulunduğunu ispat etmiştir.
 
Bir başka deyişle bu noktalarda sinir hücrelerinin alıcılarının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Gene birçok akupunktur noktası sinir dermatom bölgesine göre dağılım gösterir. Dolayısıyla bu bölgeler kasların motor nöron plaklarına isabet ederler. Bu da demek oluyor ki akupunktur noktasını iğne veya diğer yöntemlerle uyardığımız zaman hem o bölgedeki sinirlerin uyarılması hem de bu uyarıların merkezi sinir sistemine taşınarak (beyne) beyni uyarması gerçekleşir. Beyin de aynı ölçüde cevap vererek birtakım maddelerin Beta endorfin, serotonin, bradikinin v.s salgılanmasını sağlar. Bunlarda rahatsızlıkları giderici mekanizmayı devreye sokar.
 
Uyarılar beynin hipofiz bezinden beta endorfin salınmasını sağlar. Beta endorfin tıpda kullandığımız sentetik ağrı kesici morfinden 50 kat daha fazla oranda ağrı keser. Ayrıca endorfinler ağrıyı daha yukarıda ağrıyı duyan merkezlere geçmesini önler. Yani aslında biz doktorlar akupunkturla hiçbir ilaç kullanmadan vücudun tedavisini gene kendisine yaptırıyoruz.
 
Beyinde özellikle hipotalamus, hipofiz bezi ve de retikülo-formasyonu uyarır.
 
Akupunkturun yapmış olduğu ağrı azaltıcı (analjezi) özelliği özellikle morfin antagonisti (etkisini bertaraf eden) nalloxon adını verdiğimiz bir madde ile akupunkturun etkisi durdurur.
 
Akupunkturun en önemli etkisi organik olmasıdır. Bu konu ile birçok kobay ve hayvan deneyleri yapılmış olduğu akupunkturun çok az psikolojik etkisi olduğu, tedaviyi organik bir şekilde yaptığı ispat edilmiştir.
 
Akupunktur noktasının elektrik rezistansı 50,000 ohm’ken diğer cilt alanları 200,000, ila 2.000.000 ohm arasında yer alır.(1976 yılında Becker 1984 yılında Chan S tespit etmiştir.)Ayrıca akupunktur meridyenleri konusunda 1989 yılında Darras Technetium (TC)=radyo-aktif bir maddedir) yi akupunktur meridyeni boyunca ilerlediğini tespit etmiştir. Kısacası akupunktur noktası; elektrik rezistansı(direnci) düşük olması demek elektrik akımını daha fazla iletir anlamındadır.

 
Yaz Boyutu: 
     
Bu Blmdeki Dier Yazlar
 
 
 
 
 

Akupunktur Derneği

Dr. Murat Topoğlu Resmi Sitesi Tüm Hakları Korunmaktadır. Site içerisinde kullanılan tüm materyaller resimler videolar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kullanılamaz.
YASAL UYARI: Sitemizde verilen bilgiler genel bilgilerdir ve tavsiye niteliğindedir.Her şahsın organizması ayrı olduğundan, detaylı muayene ve bilgi alma işleminden sonra kişilere özel uygulamalar yapılmalıdır.Sitedeki bilgilerin muayene olmaksızın kullanımından kaynaklanan sorumluluk kullanıcıya aittir. Site içeriğinin izinsiz kullanımı, ilgili mevzuata aykırılık oluşturduğundan yasaktır ve  bu konudaki haklarımız saklıdır.Siteye giriş yapan kullanıcı bu şartları kabul etmiş sayılmaktadır.